Mısır Şekeri ve Obezite

Neden çok sayıda çalışmada mısır şekerinin obezite salgınının baş sorumlusu olduğu ima ediliyor?

Tek başına fruktoz içermemesine rağmen, mısır şekerinin saf fruktoz ile karıştırılması söz konusudur ancak mısır şekeri, her zaman fruktoz ve ikinci bir şeker olan glukoz ile eşit miktarlardaki karışımından oluşmaktadır. Anormal miktarlarda ve sık sık alınan “saf fruktoz” ile yapılan ve mısır şekerine aitmiş gibi yansıtılan çalışma sonuçları, tüketiciler üzerinde ciddi kafa karışıklığına neden olmaktadır.

Bu çalışmalarda kullanılan fruktoz, insan beslenmesinde hiçbir zaman böylesine anormal miktarlarda yer almaz. Fruktoz tüketimi, normal tüketim düzeylerinde ve dengeli bir diyetin parçası gibi gösterilmemiştir. Dahası, fruktozla birlikte bulunan glukozun varlığı, mısır şekerini saf fruktozdan ayıran en kritik faktördür. Yapılan çalışmalarda bu durum tamamıyla göz ardı edilmektedir.

Mısır şekeri ve fruktozla ilgili bazı gerçekler:

· Çay şekeri ve mısır şekeri hemen hemen eşit oranlarda glukoz ve fruktoz içerirler, tatları aynıdır ve her ikisi de eşit miktarda kalori içerir (4 kcal/g).

· Fruktoz, genellikle meyvelerde ve balda bulunan basit bir doğal şekerdir. Glukozun yokluğu, saf fruktozu mısır şekerinden tamamen farklı kılar.

· Vücudun çay şekerini ve mısır şekerini metabolize etmesinde hiçbir farklılık yoktur. Mısır şekeri ve çay şekerinde bulunan glukoz-fruktoz karışımı kan dolaşımına emildiğinde her iki tatlandırıcı da aynı metabolik yollarla metabolize olur.

· Yüksek fruktozlu mısır şurubu (HFCS) olarak da adlandırılan mısır şekeri, ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA)’nin “doğaldır” terimini kullanabilmek için gerekli koşullara sahiptir. HFCS; mısırdan üretilen, yapay veya sentetik bileşenler veya renklendirici katkılar içermeyen, doğal bir tahıl ürünüdür.

· Amerikan Tıp Derneği Haziran 2008’de yaptığı “Yüksek fruktozlu mısır şurubunun, obeziteye diğer kalorili tatlandırıcılardan daha fazla katkıda bulunduğu görülmemektedir.” açıklamasıyla mısır şekeri ve obezite ile ilgili genel bir yanlış anlaşılmayı ortadan kaldırmaya yardımcı olmuştur.